Merhaba arkadaşlar, daha önce en çok indirilen en çok beğenilen tema ünvanını
taşıyan Notepad Chaos'un 2. versiyonu yayımlandı. Bu versiyonda temaya bir
sütun daha eklenmiş ve sağdaki sütunların altına son yorumlar eklentisi
yerleştirilmiş. Bu versiyonda ilk versiyon kadar iddialı görünüyor. Evan
Eckvard tarafından tasarlanan tema Blogger Templates tarafından
Blogger'a uyarlanmış.
Merhaba! Çok öncelerden beri yapmayı düşündüğüm, ama tutup tutmayacağını
kestiremediğim için cesaret edip de yapamadığım bir şeyi yapmış bulunmaktayım.
Blogger bloglarınız üzerinde
yapamadığınız, yapmakta zorlandığınız, desteğe ihtiyaç duyduğunuz şeyleri
sorabileceğiniz bir sayfa
açtım. Bunu yapmamın nedenlerinden ve bunun faydalarından biraz söz
edeyim.
- Probleminizi daha çok insana duyurabilmeniz ve cevap alma ihtimalinizin artması.
- Tek bir blog yazarına yüzlerce sorunun sorulmasından doğan karmaşanın ve cevaplardaki gecikmenin azaltılması.
- Probleminizin cevaplanmasa bile en azından hala okunabilir bir yerde durduğunun güvencesini almanız.
- Tek bir blog yazarının yerine tüm blog yazarlarının size yardım edebilir olması.
- Vakti olmayan bir insandan alınan alelade bir cevap yerine vakti olan bir insandan alınan kaliteli bir cevap.
- Sadece bu blogun yazarlarının değil, diğer blog yazarlarının ve blogger kullanıcılarının da size yardımcı olabilmesinden doğan kaynaşma ve dayanışma.
-...
Son olarak bir rica ile bitirmek istiyorum. Artık blogger ile ilgili sorularınızı İletişim kısmından değil de lütfen Destek kısmından sorun. Bırakın iletişim bölümü "Link Değişimi", "Reklamlar" veya "Yazarlık Başvurusu" gibi mesajlarla dolsun.
- Probleminizi daha çok insana duyurabilmeniz ve cevap alma ihtimalinizin artması.
- Tek bir blog yazarına yüzlerce sorunun sorulmasından doğan karmaşanın ve cevaplardaki gecikmenin azaltılması.
- Probleminizin cevaplanmasa bile en azından hala okunabilir bir yerde durduğunun güvencesini almanız.
- Tek bir blog yazarının yerine tüm blog yazarlarının size yardım edebilir olması.
- Vakti olmayan bir insandan alınan alelade bir cevap yerine vakti olan bir insandan alınan kaliteli bir cevap.
- Sadece bu blogun yazarlarının değil, diğer blog yazarlarının ve blogger kullanıcılarının da size yardımcı olabilmesinden doğan kaynaşma ve dayanışma.
-...
Son olarak bir rica ile bitirmek istiyorum. Artık blogger ile ilgili sorularınızı İletişim kısmından değil de lütfen Destek kısmından sorun. Bırakın iletişim bölümü "Link Değişimi", "Reklamlar" veya "Yazarlık Başvurusu" gibi mesajlarla dolsun.
Ilk önce Bloğumuza giriş yapıyoruz. Sonra Kumanda Paneli ne giriyoruz. Ardından Yerleşim'e, sonra HTML'yi Düzenle ye. Şimdi CTRL+F kombinasyonumuzu kullanarak Arama pencerimizi açıp Sidebar Sectionumuzu buluyoruz. (Section nedir bilmiyorsanız şurayı bir inceleyin.) Sidebar Sectionumuzun altına (Neresi olursa olsun) aşağıdaki Kodları ekliyoruz.
KODLAR:
#kutucuk {
background: #FFFF99;
width: 500px;
height: 40px;
text-align:justify;
overflow: hidden;
position:relative;
}
Kodlarımızı ekledikten sonra Şablonumuzu kaydediyoruz. Bu kadar. Konunuzda kullanmak için aşağıdaki Satırı kullanın:
<div id"kutucuk">Blog Doğuhanca</div>
KISA AÇIKLAMA - Ne yaptık?
- Yukarıdaki Satırda kullandığımız id bize CSS mizi yazarken kullandığımız #kutucuk bölümünü gösterir.
- Yukarıdaki Blog Doğuhanca kısmı yerine istediğiniz Metni yazın.
- Yukarıdaki kutucuk yazan yeri CSS nizde değiştirdikten sonra bu Satırdada değiştirebilirsiniz.
background --> Arkaplanımız (Renk Kodumuz burada)
width --> Kutunun genişliği
height --> Kutunun yüksekliği
text-align --> Kutunun içindeki Yazının geleceği yer (left,right,center,justify)
overflow --> Kutuda taşan yerleri taşmamış gibi göstertir.
position --> Kutunun olduğu yerde kalıp kıpırdamamısını sağlar.
İlk olarak Bloğumuza giriş yapıyoruz. Sonra Yerleşim'e tıklıyoruz. Sonra HTML'yi Düzenle ye ve Widget Şablonlarını Genişlet'i seçiyoruz. Ardından CTRL+F ile Arama yapıyoruz (Arayacağımız Bölüm Sidebarımız dır.) /* Sidebar burayı bulduğunuzda bu bölümün içerisine aşağıdaki Kodları ekliyoruz ve sonra Kodlarla işimiz bitiyor.
a.tooltip{
position: relative;
z-index: 20;
color: #000;
text-decoration: underline;
}
a.tooltip:hover{
z-index: 25;
}
a.tooltip span{ /* Span Element nicht anzeigen */
display: none;
}
a.tooltip:hover span{ /* Span Element nur angezeigt beim Ueberfahren mit der Maus */
background: #505050; /* Hintergrundbild */
display: block; /* macht aus dem Inlineelement ein Blockelement */
position: absolute;
top: 1.8em; /* abstand von oben */
left: 1.8em; /* abstand von links */
width: 15em; /* breite */
padding: 3px 7px; /* Innenabstand */
border: 1px solid #ccc; /* Rahmenfarbe */
color: #fff; /* Textfarbe */
text-align: left; /* Textausrichtung */
}
a.tooltip:hover span strong{
color: #AC93C8;
}
Artık bu İşlemimizi her kullanacağımız Link için Yazımızı yazarken HTML'yi Düzenle Moduna geçip aşağıdaki Yazı tipini ekleyeceğiz.
<a href="http://url.de" class="tooltip">LINK Text<span>Tooltip Text</span></a>
Linkin üzerine geldiğinizde Resim göstermek için de aşağıdakini aynı şekilde Konunuzu yazarken ekleyeceksiniz.
<a href="http://url.de" class="tooltip">LINK Text<span><img src="bild.jpg" alt="" /></span></a>
Önizleme içinburaya tıklayın.
İlk olarak Bloğumuza giriş yapıyoruz. Ardından Yerleşim'e gidiyoruz. Sonra HTML'yi Düzenle ye ve ardından Widget Şablonlarını Genişlet'i seçiyoruz. Ardından #outer-wrapper diye aratıyoruz. Sonra bu outer-wrapper kodlarının bittiği yerde, yani } yazdığı yerden sonra aşağıdaki Kodları ekleyin:
::-moz-selection {
background:#c00;
color:#fff;
}
::selection {
background:#c00;
color:#fff;
}
Işte bu kadar. Artık Bloğunuzda seçtiğiniz tüm Yazıların arkaplanı kırmızı olacak. Isterseniz Kodlardan renkleri değiştirebilirsiniz. Bu arada Kodlar Fatih Hayrioğlundandır. Teşekkürler!
Google has unveiled its upcoming browser based operating system, Chrome OS. If
you haven't seen it yet, here's a video: (via Webrazzi)
It is pretty similar to what I described 3 years ago on ReadWriteWeb:
GoogleOS: What to Expect. In this article, I
was proposing 3 scenarios, but my pick was the ByzantineOS one, which pretty
much resembles to what we see today.
I'm eager to download and give it a try. Did anyone see it live, is
dual boot hassle-free? I don't think I can give up Windows right away - which
also makes me think Google may either offer a Windows in the cloud service (or
let Microsoft do it via Azure) or acquire virtualization technology
inside Chrome OS.
Güncel içerik eklenen,hiti iyi olan ve bu içeriği ekleyen birbirinden iyi yazarlarınız varsa işte bu hack tam size göre.Yazılarda yazarların kendi adsense reklamlarının görülmesi hem onların daha çok yazmasına vesile olur hemde sizin daha çok kazanmanıza.Ve bu özellik sayesinde daha çok yazara sahip olabilirsiniz.
Blogger Gelir Paylaşımı için
- Oturum açmak için Blogger Dashboard
- Layout >> HTML ve Widget şablonlarını genişletin
- Aşağıdaki kodu ctrl+F ile ara
-
<data:post.body/>
- Aşağıda ki kodu hemen altına yerleştirin
<b:if cond='data:blog.pageType == "item"'>
<b:if cond='data:post.author == " admin "'> <b:if cond='data:post.author == "admin "'>
Insert Ad Code for admin here (first author) Insert Reklam Kodu yönetici burada (yazar) ilk
</b:if> </ b: if>
<b:if cond='data:post.author == " anshul "'> <b:if cond='data:post.author == "yazar2 "'>
Insert Ad Code for yazar2 here (second author) Reklam Kodu Burada yazar2 (ikinci yazar için)
</b:if> </ b: if>
<b:if cond='data:post.author == " sunil "'> <b:if cond='data:post.author == "yazar3 "'>
Insert Ad Code for sunil here (third author) Reklam Kodu Burada yazar3 (üçüncü yazar için)
</b:if> </ b: if>
</b:if> </ b: if> - Yazar isimlerini ve reklam kodlarını düzenleyin
- Yaptığınız değişiklikleri kaydedin
- Bitirdiniz.
Blogger yorum formları birazcık geliştirilsede yıllar içerisinde
pek beğeni kazanmamıştır.Kullanışlılık bakımından,görünüm bakımından
wordpress yorum formunun çok gerisinde ne yazık ki: Blogger'ın bu
eksikliğini gidermek daha şık görüntülü yorum formları için en popüler ve
kullanışlı olanlarını listelemek istedim.Fakat önce bunu bilmeniz
gerekir,bahsedeceğim siteleri blogunuza entegre ettiğiniz zaman yorumlarınız
orada saklanıyor.Yani zamanla geri dönüş yaparsanız bu yorumlar geri
gelmiyor.
Ayrıca tecrübelerime göre bu yorum formaları yazılara gelen yorumlarda artışa sebep oluyor.Kullanmanızı tavsiye edeceğim 3 adet alternatif var;
Benim favori listemde bir
numara olan yorum formu.Wordpress,blogger entegrasyonu pek
şık.
Başka bir yorum
sistemi.mashable.com'un da kullandığı bir sistemdir.

Bu da başka bir JavaScript tabanlı yorum system.Echo hem ücretsiz
ve ücretli paketleri sunuyor! Ücretsiz paketi dişli yorum ve bir arayüze sahip
Ayrıca onun yorum biçimi kullanarak videolar, resimler, similes
ekleyebilirsiniz basit bir WYSIWYG yorum
editörü.

Ayrıca tecrübelerime göre bu yorum formaları yazılara gelen yorumlarda artışa sebep oluyor.Kullanmanızı tavsiye edeceğim 3 adet alternatif var;
Başka bir yorum
sistemi.mashable.com'un da kullandığı bir sistemdir.
Bu da başka bir JavaScript tabanlı yorum system.Echo hem ücretsiz
ve ücretli paketleri sunuyor! Ücretsiz paketi dişli yorum ve bir arayüze sahip
Ayrıca onun yorum biçimi kullanarak videolar, resimler, similes
ekleyebilirsiniz basit bir WYSIWYG yorum
editörü.
Uyarı: Son olarak şunu bildirmeliyim yorum formlarını
değiştirmeden önce blogger şablonunuzun yedeğini almanızı şiddetle
öneririm.
Google has a great marketing campaign that is now on the front page of Google
Docs; it's called Google Docs, a Love Letter and here is their video:
My natural first reaction was to share it with my friends via Twitter and
Facebook, it's so funny. And this is how you capture market share from the
incumbent Microsoft, do something that the new entrants, youth, will love and
spread virally.
And that's not all for me. I have also taken time to pause the video and
write down what Michael was about to send Jessica before his friends came to
rescue. Here is his amazing art work, totally made my day:
Dear Jessica,
To quote our old friend William Shakespeare:
"See, how she leans her cheek upon her hand! O that I were a glove upon that hand, that I might touch that cheek!"
From the first day I saw you in French 101, I only wanted to be that metaphorical glove. Though my first instinct was to tell you "je te adore," I now long to say, "Je veux etre avec toi!!!" I know we haven't talk much thse past three years, but I know you are
*~*~* The One *~*~*
Based on this conclusion, I am making a proposition to which I am hoping you will consent. In order to satrt our courtship, it is first necessary to meet in person and complete the procedure of a proper date. This could include any of the following proposed activities (though not necessarily in the current order). I have highlighted my preferred choice:
DATE ACTIVITIESPlease let me know in a prompt fashion whether you will partake in this date with me. An idea of your schedule in the next week would be helpful in planning this event. Please try to avoid Wednesday and Friday nights, as that is when my dorm has game nights, although you are free to stop by to join in the festivities if you would like. Sorry, that came out wrong--actually, I would love it if you came to those too, that is, if you want. Would you mind responding by tomorrow?
- A film at the local theater
- A beverage of some sort
- A brief stroll through downtown
- A visit to the mini gold establishment down the street
- Playing any of an assortment of MMORPGs
- A tour of the Computer History Museum
Dreaming of you,
Michael
Turkiye'deki internet yasaklari sizin de mi caninizi sikmakta.
Siz de bunu bir ozgurlukler meselesi olarak goruyorsaniz ve benim gibi bu
olanlara sessiz kalamiyorsaniz buradan buyrun: www.eylem20.org
Biz sosyal medyanin gucunu kullanarak bir taban hareketiyle sesimizi
tavana duyurabilecegimizi, Turkiye'de bazi seyleri olumlu yonde
degistirebilecegimize inandik.
Cok gec degil, birkac gun once Google'a verilen hakli sayilabilecek vergi
cezasi dahi, internet yasaklari konusunda yaptigimiz hatalar yuzunden, onumuze
getirildi ve konu siyasi bir hal aldi; uluslararasi arenada elimizi
gucsuzlestirecek bir diger konu oluverdi.
Siz de bu tarz banner'lar web sitenizde kullanarak (http://www.eylem20.org/36853) eylem'e
yardimci olabilirsiniz. Ayrica uye olmaniz, arkadaslarinizi cagirmaniz
(Facebook Connect ile), tweet etmeniz de gayet kafi olacaktir. Hemen su alttaki
butona klikleyerek baslayabilirsiniz.
İki gündür İstanbul'da nasıl bir hava olduğunu televizyon izlerken içimin
ürpermesinden, duvarların rutubetinden ya da dışardan eve gelen ev ahalisinin
yüzünün renginden anlamaya çalışıyorum. Onun dışında oksijen ya da
karbondioksitle en ufak bir ilişkim bulunmamakta. Rüzgarla ise yalnızca sigara
dumanından dolayı bulamadığım kalemimi aramaya başladığımda araladığım
pencereden iletişim kuruyoruz.
Hafif bir bunalım halini andırsa da bu sahne, telaşlanmayın; zira Türkiye'deki her 20-25 yaş arası genç gibi bu duruma bağışıklığım var ve ayrıntıdaki şeytanla her akşam oturur kahve içerim.
En çok boynuzlarını sevdiğimi söylediğimde ne demeye çalışıyorsun dercesine baktı. "Bir şeyi kastederek söylemedim, sadece çok çekici olduklarımı ima ediyordum." Kırmızı gözlerini gözlerime diktiğinde soru işaretleriyle haşır neşir olmadığını bilmiyordum. Yani, dedim. "Özellikle ülkemizde hiçbir erkek ya da dişi iki boynuzu bu kadar övünerek taşıyamaz, kabul et. "
"Erkek ya da dişi olduğumu mu söylemeye çalışıyorsun?"
"Hayır, senin üzerinden erkek ve dişilere eleştirel bir bakış açısı getirmeye çalışıyorum."
"Erkek ve dişi'yle ne demek istiyorsun?"
Son zamanların revaçta olan tartışma konularından biri olan bu cinsiyet meselesine dair atıp tutacağımı düşündüğü korkusuyla gözlerimi açıp itiraz ettim.
"Yo, yo! Erkek ve dişi derken yalnızca fiziksel özellikleri kastederek söylüyorum, biliyorsun değil mi?"
Dudağını büktü. "Erkek" ve "dişi" diye tekrarladı. "Bir grafik çizsek, şöyle kollara ayrılıyorsunuz siz. İnsan: Erkek, dişi."
"Literatürde böyle, evet."
Literatür'ü tekrarladı bu kez.
Bak anlıyorum, dedim. Bu kategoriye dahil olmadığın için bu iki kelimeyi anlamlandırmakta zorlanıyorsun, ancak bilmeni isterim ki ben bile bazen bu iki kelimeyi anlamlandırmakta zorlanıyorum. Hatta şunu bilmen daha önemli ki birçok konuda engin bilgiye sahip kişilerin bile bu iki kelimeyi bir anlama oturtabildiklerinden emin değilim.
Yanılıyorsun dostum, dedi. Ben bu iki kelimeyi bir anlama oturtmakta zorlanmıyorum. Bence kelimelerin ifade ettikleri anlam gayet açık.
O halde bu iki kelimeye neden bu kadar takıldığını, sordum.
Bir sigara yaktı. (Sigara içiyor oluşunu, ikibinli yılların başındaki düşük bütçeyle çekilen televizyon reklamlarından kalma bir alışkanlık olduğunu hep vurgulamıştır ama bu kez hatırlatma gereği duymadı.)
Ben, diye devam etti dumanı üflerken. "Ben, insanın bu iki kelimeyi neden bu kadar irdeleyip durduğunu düşünüyorum aslında. Dişi ya da erkek... Bir hayvan, kürkünden başka bir şeye ihtiyaç duymaz mesela üstünde. Olduğu gibidir. Doğduğu gibidir. Siz insanlarsa kürkünüzden oldukça utanıyor gibisiniz. Kürkünü saklama ihtiyacı, zamanla güzel görünme ihtiyacına dönüşmüş. Yüzünüze sürdüğünüz boyalar, saçlarınızın dökülme korkusu, estetik, diyet... Hepsi bu korkudan, utançtan kaynaklanıyor bence. Bir insanın, bir yerini görmesinin ayıp olmasını bırak, bir insan bir hayvanın bir yerini işaret ettiğinde bile utanıp gözünü kapatıyor insanlar birbirinin. Sence bu garip değil mi?"
"Oldukça hem de. Bundan ben de rahatsızlık duyuyorum."
"Hatta biraz daha ileri gideyim mi? Ben taciz, yasak ilişki, tecavüz gibi eylem ve kavramların da sebebinin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Gösterilmeyen ve utanılan insan ırkına her zaman cazip gelmiştir."
Kaşlarımı yukarı kaldırıp itiraz ettim. "Ama yolda düşürülen bir madeni para ya da masada unutulan bir kalemin alıp cebe indirirken, gösterilmeyen ve utanılan bir nesne olmadığı halde nefsine yenik düşerek yapmıyor muyuz bunu? Yani yalnızca gösterilmeyen ve utanılan şeylere değil ki bu zaaf?"
"Kalem ya da para gösterilmeyen ve utanılan bir nesne olmayabilir ama onu oradan izinsiz alıp mülk edinmek siz insanlar için tam olarak gösterilmeyen ve utanılandır."
Mantıklı konuşmasına rağmen hemen teslim olmayacaktım. Biraz daha ileri giderek, kozumu onun üzerine oynadım.
"Peki bu durumda sen de bakmaktan korkulduğun için görmezden gelinmiş olmuyor musun? Yani insanlar için gösterilmeyen ve utanılan bir varlık olarak sen, yok sayıldığın halde bu senin var olmanı engellemiyor ve var olduğun için eylemlerine devam edebiliyorsun. Peki eylemlerine nasıl devam edebiliyorsun? Birileri seni yok saymadığı için değil mi?"
"Konunun buraya geleceğini bildiğim için hazırlıklı başladım konuşmaya. Birileri tarafından yok sayıldığıma inanmıyorum. İnsanlar, korktukları ve baş edemeyeceklerini düşündükleri şeyleri görmezden gelmeye çalışırlar. Sende de yok mu bu? Mesela bir sabah kalkıyorsun ve kahve makinanın bozulduğunu görüyorsun. O sabah kahve içemiyorsun. Ertesi sabah o korkuyla uyanmaz mısın ve ondan sonraki sabahlar da? Bir süre sonra bu sende bir korku haline dönüşecek ve sırf o korkuyu yaşamamak için sabahları kahve içme alışkanlığından vazgeçeceksin. Bir süre bunu başaramasan da seyrelteceksin. Ve bir sabah kahve içmek aklına bile gelmeyecek."
"Pekala. Kendini kahveyle bir tutman hoşuma gitti. Şeker kullanmayan biri tarafından içildiğini düşünelim. Kendisi şeker kullanmasa da misafirleri için bulunduruyordur evinde, değil mi?"
"Tabi ki."
"Güzel. Peki, bugüne kadar ki misafirlerinin hepsi şekersiz kahve içmişse, bu insan bir süre sonra evinde şeker bulundurmamaya mı başlar sence?"
"Muhtemelen öyle olur."
"Hay hay! Ama bir sabah uyanır ve misafir beklemektedir. Misafir gelir. Kahveniz nasıl olsun, diye sorar. Şekerli lütfen, cevabını alır. Evde şeker yoksa, bu kadın ne yapacaktır?"
"Kadın mı? Neden kadın olmasından yana tercih yaptın? Bir erkek evinde misafir ağırlayamaz mı?"
"Elbette ağırlar."
"Peki, misafirine kahve ikram edemez mi?"
"Elbette eder."
"Peki senin oynattığın karakter neden kadın?"
"Bir cinsiyeti olması gerekiyordu?"
"Bence gerekmiyordu. Cinsiyetini belirlemesen de demek istediğini açıklayabilirdin. Konumuz şekerdi. Ya da kahve, her neyse."
"Bu kavramları saplantı haline getirmemelisin bence. Sadece bir hikaye karakterinin neye benzediğini belirtme ihtiyacından oldu her şey."
"Bir öykü karakteri cinsiyetsiz olamaz mı?"
"Bir öykü anlatan her yazar kafasında olayları canlandırma ihtiyacı duyar ve kafasında canlanan şeyi okuyucuya sızdırmaktan kendinin alamaz. Karakterin ellerinden bahsederken narin ya da kaba, saçları uzun ya da kısa, üzerinde etek ya da pantolon olduğunun dedikodusunu yapmayan bir yazarla karşılaştın mı hiç?"
"Bu bahsettiklerinin hiçbiri cinsiyeti belirlemeye yardımcı olmaz. Ha ama siz insanlar için bunlar elbette yeterli tasvirler. Bence bir gün etek giyen bir erkeği anlatacaksın ve okuyucu bir kadının ellerinin naifliğini bu kadar güzel anlatabilen bir yazara en içten iltifatlarıyla karşılık verecek. Ancak ne sen onların öykündeki karakteri kadın zannettiklerini anayacaksın ne de onlar senin öykündeki erkeği farkedecekler. Adam da diyebilirdim ama erkek demekte ısrar ediyorum."
Kendimi engelleyemeyip gülümsedim. Aslında biraz bilinçli yapılan bir hareket oldu. Gülümsememin güzel olduğunu söylüyordu ve ben veda etmek üzereydim.
"Gitsem iyi olacak."
"Peki, yarın görüşürüz."
Bir kez daha gülümsedim.
"Asla görüşürüz demezsin. Bir gün dediğinde görüşemeyeceğimizden korkuyorum."
Sonra burnuma çay kokusu geldi. Sonra çayı içtim. Sonra uyudum. Masada iki çay bardağı vardı, dibinde dem. Sonra sabah oldu. Kahve makinam bozulmuştu. Kahve makinamdan nefret ediyordum.
Hafif bir bunalım halini andırsa da bu sahne, telaşlanmayın; zira Türkiye'deki her 20-25 yaş arası genç gibi bu duruma bağışıklığım var ve ayrıntıdaki şeytanla her akşam oturur kahve içerim.
En çok boynuzlarını sevdiğimi söylediğimde ne demeye çalışıyorsun dercesine baktı. "Bir şeyi kastederek söylemedim, sadece çok çekici olduklarımı ima ediyordum." Kırmızı gözlerini gözlerime diktiğinde soru işaretleriyle haşır neşir olmadığını bilmiyordum. Yani, dedim. "Özellikle ülkemizde hiçbir erkek ya da dişi iki boynuzu bu kadar övünerek taşıyamaz, kabul et. "
"Erkek ya da dişi olduğumu mu söylemeye çalışıyorsun?"
"Hayır, senin üzerinden erkek ve dişilere eleştirel bir bakış açısı getirmeye çalışıyorum."
"Erkek ve dişi'yle ne demek istiyorsun?"
Son zamanların revaçta olan tartışma konularından biri olan bu cinsiyet meselesine dair atıp tutacağımı düşündüğü korkusuyla gözlerimi açıp itiraz ettim.
"Yo, yo! Erkek ve dişi derken yalnızca fiziksel özellikleri kastederek söylüyorum, biliyorsun değil mi?"
Dudağını büktü. "Erkek" ve "dişi" diye tekrarladı. "Bir grafik çizsek, şöyle kollara ayrılıyorsunuz siz. İnsan: Erkek, dişi."
"Literatürde böyle, evet."
Literatür'ü tekrarladı bu kez.
Bak anlıyorum, dedim. Bu kategoriye dahil olmadığın için bu iki kelimeyi anlamlandırmakta zorlanıyorsun, ancak bilmeni isterim ki ben bile bazen bu iki kelimeyi anlamlandırmakta zorlanıyorum. Hatta şunu bilmen daha önemli ki birçok konuda engin bilgiye sahip kişilerin bile bu iki kelimeyi bir anlama oturtabildiklerinden emin değilim.
Yanılıyorsun dostum, dedi. Ben bu iki kelimeyi bir anlama oturtmakta zorlanmıyorum. Bence kelimelerin ifade ettikleri anlam gayet açık.
O halde bu iki kelimeye neden bu kadar takıldığını, sordum.
Bir sigara yaktı. (Sigara içiyor oluşunu, ikibinli yılların başındaki düşük bütçeyle çekilen televizyon reklamlarından kalma bir alışkanlık olduğunu hep vurgulamıştır ama bu kez hatırlatma gereği duymadı.)
Ben, diye devam etti dumanı üflerken. "Ben, insanın bu iki kelimeyi neden bu kadar irdeleyip durduğunu düşünüyorum aslında. Dişi ya da erkek... Bir hayvan, kürkünden başka bir şeye ihtiyaç duymaz mesela üstünde. Olduğu gibidir. Doğduğu gibidir. Siz insanlarsa kürkünüzden oldukça utanıyor gibisiniz. Kürkünü saklama ihtiyacı, zamanla güzel görünme ihtiyacına dönüşmüş. Yüzünüze sürdüğünüz boyalar, saçlarınızın dökülme korkusu, estetik, diyet... Hepsi bu korkudan, utançtan kaynaklanıyor bence. Bir insanın, bir yerini görmesinin ayıp olmasını bırak, bir insan bir hayvanın bir yerini işaret ettiğinde bile utanıp gözünü kapatıyor insanlar birbirinin. Sence bu garip değil mi?"
"Oldukça hem de. Bundan ben de rahatsızlık duyuyorum."
"Hatta biraz daha ileri gideyim mi? Ben taciz, yasak ilişki, tecavüz gibi eylem ve kavramların da sebebinin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Gösterilmeyen ve utanılan insan ırkına her zaman cazip gelmiştir."
Kaşlarımı yukarı kaldırıp itiraz ettim. "Ama yolda düşürülen bir madeni para ya da masada unutulan bir kalemin alıp cebe indirirken, gösterilmeyen ve utanılan bir nesne olmadığı halde nefsine yenik düşerek yapmıyor muyuz bunu? Yani yalnızca gösterilmeyen ve utanılan şeylere değil ki bu zaaf?"
"Kalem ya da para gösterilmeyen ve utanılan bir nesne olmayabilir ama onu oradan izinsiz alıp mülk edinmek siz insanlar için tam olarak gösterilmeyen ve utanılandır."
Mantıklı konuşmasına rağmen hemen teslim olmayacaktım. Biraz daha ileri giderek, kozumu onun üzerine oynadım.
"Peki bu durumda sen de bakmaktan korkulduğun için görmezden gelinmiş olmuyor musun? Yani insanlar için gösterilmeyen ve utanılan bir varlık olarak sen, yok sayıldığın halde bu senin var olmanı engellemiyor ve var olduğun için eylemlerine devam edebiliyorsun. Peki eylemlerine nasıl devam edebiliyorsun? Birileri seni yok saymadığı için değil mi?"
"Konunun buraya geleceğini bildiğim için hazırlıklı başladım konuşmaya. Birileri tarafından yok sayıldığıma inanmıyorum. İnsanlar, korktukları ve baş edemeyeceklerini düşündükleri şeyleri görmezden gelmeye çalışırlar. Sende de yok mu bu? Mesela bir sabah kalkıyorsun ve kahve makinanın bozulduğunu görüyorsun. O sabah kahve içemiyorsun. Ertesi sabah o korkuyla uyanmaz mısın ve ondan sonraki sabahlar da? Bir süre sonra bu sende bir korku haline dönüşecek ve sırf o korkuyu yaşamamak için sabahları kahve içme alışkanlığından vazgeçeceksin. Bir süre bunu başaramasan da seyrelteceksin. Ve bir sabah kahve içmek aklına bile gelmeyecek."
"Pekala. Kendini kahveyle bir tutman hoşuma gitti. Şeker kullanmayan biri tarafından içildiğini düşünelim. Kendisi şeker kullanmasa da misafirleri için bulunduruyordur evinde, değil mi?"
"Tabi ki."
"Güzel. Peki, bugüne kadar ki misafirlerinin hepsi şekersiz kahve içmişse, bu insan bir süre sonra evinde şeker bulundurmamaya mı başlar sence?"
"Muhtemelen öyle olur."
"Hay hay! Ama bir sabah uyanır ve misafir beklemektedir. Misafir gelir. Kahveniz nasıl olsun, diye sorar. Şekerli lütfen, cevabını alır. Evde şeker yoksa, bu kadın ne yapacaktır?"
"Kadın mı? Neden kadın olmasından yana tercih yaptın? Bir erkek evinde misafir ağırlayamaz mı?"
"Elbette ağırlar."
"Peki, misafirine kahve ikram edemez mi?"
"Elbette eder."
"Peki senin oynattığın karakter neden kadın?"
"Bir cinsiyeti olması gerekiyordu?"
"Bence gerekmiyordu. Cinsiyetini belirlemesen de demek istediğini açıklayabilirdin. Konumuz şekerdi. Ya da kahve, her neyse."
"Bu kavramları saplantı haline getirmemelisin bence. Sadece bir hikaye karakterinin neye benzediğini belirtme ihtiyacından oldu her şey."
"Bir öykü karakteri cinsiyetsiz olamaz mı?"
"Bir öykü anlatan her yazar kafasında olayları canlandırma ihtiyacı duyar ve kafasında canlanan şeyi okuyucuya sızdırmaktan kendinin alamaz. Karakterin ellerinden bahsederken narin ya da kaba, saçları uzun ya da kısa, üzerinde etek ya da pantolon olduğunun dedikodusunu yapmayan bir yazarla karşılaştın mı hiç?"
"Bu bahsettiklerinin hiçbiri cinsiyeti belirlemeye yardımcı olmaz. Ha ama siz insanlar için bunlar elbette yeterli tasvirler. Bence bir gün etek giyen bir erkeği anlatacaksın ve okuyucu bir kadının ellerinin naifliğini bu kadar güzel anlatabilen bir yazara en içten iltifatlarıyla karşılık verecek. Ancak ne sen onların öykündeki karakteri kadın zannettiklerini anayacaksın ne de onlar senin öykündeki erkeği farkedecekler. Adam da diyebilirdim ama erkek demekte ısrar ediyorum."
Kendimi engelleyemeyip gülümsedim. Aslında biraz bilinçli yapılan bir hareket oldu. Gülümsememin güzel olduğunu söylüyordu ve ben veda etmek üzereydim.
"Gitsem iyi olacak."
"Peki, yarın görüşürüz."
Bir kez daha gülümsedim.
"Asla görüşürüz demezsin. Bir gün dediğinde görüşemeyeceğimizden korkuyorum."
Sonra burnuma çay kokusu geldi. Sonra çayı içtim. Sonra uyudum. Masada iki çay bardağı vardı, dibinde dem. Sonra sabah oldu. Kahve makinam bozulmuştu. Kahve makinamdan nefret ediyordum.
Google'ın 9 Eylül 2009 tarihli blog gönderisinde yaptığı açıklamayla,
Blogger'da "devamını oku" özelliği resmen devreye girmişti. Bunu size yazmayı,
anlatmayı o gün çok istemiştim ama çok yoğundum bir türlü yenilikleri duyurma
fırsatım olmadı. Şimdi Blogger'ın bu özelliği üzerinde biraz duracağım.
İlk olarak "Yazıları devamını oku özelliğine göre nasıl yazmalısınız?" konusuna değineceğim. Size tavsiyem yazılarınızı yazarken "Güncellenmiş düzenleyici" veya "Blogger Draft" kullanmanız. Çünkü Güncelleştirilmiş düzenleyici üzerinde bir tuşa basarak yazınıza devamını oku özelliğini kazandırabiliyorsunuz.
Güncellenmiş Düzenleyiciyi nasıl aktif hale getireceğinizi bilmiyorsanız önce şu yazıyı okuyun:
http://www.bloggerdestek.com/2009/10/blogger-metin-editorunu-degistirin.html
Metin editörünüzü değiştirdiyseniz veya blog yazılarınızı blogger draft üzerinden yazıyorsanız yazıyı bölmek ve devamını oku bağlantısını eklemek sizin için sadece bir tıklamaya bakıyor demektir.
1) Güncellenmiş Düzenleyici ile Devamını Oku Bağlantısı
Güncellenmiş Düzenleyiciyi kullanan blogger kullanıcıları! Yazılarınızı yazarken, yazının bölmek istediğiniz kısmına tıklıyorsunuz, daha sonra metin editörlerünüzün sağ üst köşesindeki "Atlama aralığı ekle" butonuna tıklıyorsunuz. Yazınızı nereden bölmek istiyorsanız orada sembolik bir çizgi çıkıyor. Bu çizgi sadece yazıyı düzenlerken görünecek, yazı yayınlandıktan sonra okuyuculara görünmeyecektir.
3) Devamını Oku Linkini Ayarlardan Düzenlemek
Devamını oku linkini yazınıza eklediğinizde yazınızın altında Devamı» şeklinde bir bağlantı göreceksiniz. Bu bağlantıya istediğiniz metni nasıl yazarsınız? Şöyle: Blogger Ayarlarınızda Yerleşim > Sayfa Ögeleri yolunu izleyin. Daha sonra orada göreceğiniz Blog Kayıtları ögesinin altındaki Düzenle bağlantısına tıklayın. Açılan pencerede "Kayıt Sayfası Bağlantı Metni" kutusuna ne istiyorsanız onu yazın.
4) Sorunlu Şablonlar İçin
Eğer klasik şablonlardan birisini kullanmıyorsanız ve devamını oku bağlantısı otomatik olarak blogunuzda görünmüyorsa, şimdi anlatacağım şeyleri yapmanız gerekecektir.
Şablonunuzun ayarlarına girin, Yerleşim > HTML'yi Düzenle sayfasına girin.
"Widget Şablonlarını Genişlet" seçeneğini işaretleyin.
<data:post.body/> kodunu bulun ve hemen altına şu kodu yapıştırın:
Daha sonra şablonunuzu kaydetmeniz bu işlem için yeterlidir. Eğer anlatımı yeterli bulmadıysanız, kaynaklarda belirttiğim linklerden keyfinize göre birini seçerek bakabilirsiniz. MaFiAMaX tavsiyemdir.
Son Olarak Kaynaklar:
http://www.mafiamax.com/2009/09/blogger-devamini-oku-ozelligi-devrede.html
http://bloggerindraft.blogspot.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html
http://buzz.blogger.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html (bir üsttekinin aynısı)
İlk olarak "Yazıları devamını oku özelliğine göre nasıl yazmalısınız?" konusuna değineceğim. Size tavsiyem yazılarınızı yazarken "Güncellenmiş düzenleyici" veya "Blogger Draft" kullanmanız. Çünkü Güncelleştirilmiş düzenleyici üzerinde bir tuşa basarak yazınıza devamını oku özelliğini kazandırabiliyorsunuz.
Güncellenmiş Düzenleyiciyi nasıl aktif hale getireceğinizi bilmiyorsanız önce şu yazıyı okuyun:
http://www.bloggerdestek.com/2009/10/blogger-metin-editorunu-degistirin.html
Metin editörünüzü değiştirdiyseniz veya blog yazılarınızı blogger draft üzerinden yazıyorsanız yazıyı bölmek ve devamını oku bağlantısını eklemek sizin için sadece bir tıklamaya bakıyor demektir.
1) Güncellenmiş Düzenleyici ile Devamını Oku Bağlantısı
Güncellenmiş Düzenleyiciyi kullanan blogger kullanıcıları! Yazılarınızı yazarken, yazının bölmek istediğiniz kısmına tıklıyorsunuz, daha sonra metin editörlerünüzün sağ üst köşesindeki "Atlama aralığı ekle" butonuna tıklıyorsunuz. Yazınızı nereden bölmek istiyorsanız orada sembolik bir çizgi çıkıyor. Bu çizgi sadece yazıyı düzenlerken görünecek, yazı yayınlandıktan sonra okuyuculara görünmeyecektir.
2) Eski Metin Editörünü Kullananlar İçin Devamını
Oku
Draft kullanmayabilirsiniz, hatta yeni metin editörünü de kullanmıyor
olabilirsiniz. Fakat bu sizin devamını oku özelliğinden faydalanamayacağınızı
göstermez. Eğer eski düzenleyiciyi kullanıyorsanız yapmanız gereken şey, yazıyı
yazarken "HTML'yi Düzenle" kısmına girip, yazıyı neresinden bölmek istiyorsanız
orasına <!--more--> etiketini eklemeniz. Aşağıdaki
resimde görüldüğü gibi.3) Devamını Oku Linkini Ayarlardan Düzenlemek
Devamını oku linkini yazınıza eklediğinizde yazınızın altında Devamı» şeklinde bir bağlantı göreceksiniz. Bu bağlantıya istediğiniz metni nasıl yazarsınız? Şöyle: Blogger Ayarlarınızda Yerleşim > Sayfa Ögeleri yolunu izleyin. Daha sonra orada göreceğiniz Blog Kayıtları ögesinin altındaki Düzenle bağlantısına tıklayın. Açılan pencerede "Kayıt Sayfası Bağlantı Metni" kutusuna ne istiyorsanız onu yazın.
4) Sorunlu Şablonlar İçin
Eğer klasik şablonlardan birisini kullanmıyorsanız ve devamını oku bağlantısı otomatik olarak blogunuzda görünmüyorsa, şimdi anlatacağım şeyleri yapmanız gerekecektir.
Şablonunuzun ayarlarına girin, Yerleşim > HTML'yi Düzenle sayfasına girin.
"Widget Şablonlarını Genişlet" seçeneğini işaretleyin.
<data:post.body/> kodunu bulun ve hemen altına şu kodu yapıştırın:
<b:if cond='data:post.hasJumpLink'>
<div class='jump-link'>
<a expr:href='data:post.url + "#more"'><data:post.jumpText/></a>
</div>
</b:if>
Daha sonra şablonunuzu kaydetmeniz bu işlem için yeterlidir. Eğer anlatımı yeterli bulmadıysanız, kaynaklarda belirttiğim linklerden keyfinize göre birini seçerek bakabilirsiniz. MaFiAMaX tavsiyemdir.
Son Olarak Kaynaklar:
http://www.mafiamax.com/2009/09/blogger-devamini-oku-ozelligi-devrede.html
http://bloggerindraft.blogspot.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html
http://buzz.blogger.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html (bir üsttekinin aynısı)
Google'ın 9 Eylül 2009 tarihli blog gönderisinde yaptığı açıklamayla,
Blogger'da "devamını oku" özelliği resmen devreye girmişti. Bunu size yazmayı,
anlatmayı o gün çok istemiştim ama çok yoğundum bir türlü yenilikleri duyurma
fırsatım olmadı. Şimdi Blogger'ın bu özelliği üzerinde biraz duracağım.
İlk olarak "Yazıları devamını oku özelliğine göre nasıl yazmalısınız?" konusuna değineceğim. Size tavsiyem yazılarınızı yazarken "Güncellenmiş düzenleyici" veya "Blogger Draft" kullanmanız. Çünkü Güncelleştirilmiş düzenleyici üzerinde bir tuşa basarak yazınıza devamını oku özelliğini kazandırabiliyorsunuz.
Güncellenmiş Düzenleyiciyi nasıl aktif hale getireceğinizi bilmiyorsanız önce şu yazıyı okuyun:
http://www.bloggerdestek.com/2009/10/blogger-metin-editorunu-degistirin.html
Metin editörünüzü değiştirdiyseniz veya blog yazılarınızı blogger draft üzerinden yazıyorsanız yazıyı bölmek ve devamını oku bağlantısını eklemek sizin için sadece bir tıklamaya bakıyor demektir.
1) Güncellenmiş Düzenleyici ile Devamını Oku Bağlantısı
Güncellenmiş Düzenleyiciyi kullanan blogger kullanıcıları! Yazılarınızı yazarken, yazının bölmek istediğiniz kısmına tıklıyorsunuz, daha sonra metin editörlerünüzün sağ üst köşesindeki "Atlama aralığı ekle" butonuna tıklıyorsunuz. Yazınızı nereden bölmek istiyorsanız orada sembolik bir çizgi çıkıyor. Bu çizgi sadece yazıyı düzenlerken görünecek, yazı yayınlandıktan sonra okuyuculara görünmeyecektir.
3) Devamını Oku Linkini Ayarlardan Düzenlemek
Devamını oku linkini yazınıza eklediğinizde yazınızın altında Devamı» şeklinde bir bağlantı göreceksiniz. Bu bağlantıya istediğiniz metni nasıl yazarsınız? Şöyle: Blogger Ayarlarınızda Yerleşim > Sayfa Ögeleri yolunu izleyin. Daha sonra orada göreceğiniz Blog Kayıtları ögesinin altındaki Düzenle bağlantısına tıklayın. Açılan pencerede "Kayıt Sayfası Bağlantı Metni" kutusuna ne istiyorsanız onu yazın.
4) Sorunlu Şablonlar İçin
Eğer klasik şablonlardan birisini kullanmıyorsanız ve devamını oku bağlantısı otomatik olarak blogunuzda görünmüyorsa, şimdi anlatacağım şeyleri yapmanız gerekecektir.
Şablonunuzun ayarlarına girin, Yerleşim > HTML'yi Düzenle sayfasına girin.
"Widget Şablonlarını Genişlet" seçeneğini işaretleyin.
<data:post.body/> kodunu bulun ve hemen altına şu kodu yapıştırın:
Daha sonra şablonunuzu kaydetmeniz bu işlem için yeterlidir. Eğer anlatımı yeterli bulmadıysanız, kaynaklarda belirttiğim linklerden keyfinize göre birini seçerek bakabilirsiniz. MaFiAMaX tavsiyemdir.
Son Olarak Kaynaklar:
http://www.mafiamax.com/2009/09/blogger-devamini-oku-ozelligi-devrede.html
http://bloggerindraft.blogspot.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html
http://buzz.blogger.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html (bir üsttekinin aynısı)
İlk olarak "Yazıları devamını oku özelliğine göre nasıl yazmalısınız?" konusuna değineceğim. Size tavsiyem yazılarınızı yazarken "Güncellenmiş düzenleyici" veya "Blogger Draft" kullanmanız. Çünkü Güncelleştirilmiş düzenleyici üzerinde bir tuşa basarak yazınıza devamını oku özelliğini kazandırabiliyorsunuz.
Güncellenmiş Düzenleyiciyi nasıl aktif hale getireceğinizi bilmiyorsanız önce şu yazıyı okuyun:
http://www.bloggerdestek.com/2009/10/blogger-metin-editorunu-degistirin.html
Metin editörünüzü değiştirdiyseniz veya blog yazılarınızı blogger draft üzerinden yazıyorsanız yazıyı bölmek ve devamını oku bağlantısını eklemek sizin için sadece bir tıklamaya bakıyor demektir.
1) Güncellenmiş Düzenleyici ile Devamını Oku Bağlantısı
Güncellenmiş Düzenleyiciyi kullanan blogger kullanıcıları! Yazılarınızı yazarken, yazının bölmek istediğiniz kısmına tıklıyorsunuz, daha sonra metin editörlerünüzün sağ üst köşesindeki "Atlama aralığı ekle" butonuna tıklıyorsunuz. Yazınızı nereden bölmek istiyorsanız orada sembolik bir çizgi çıkıyor. Bu çizgi sadece yazıyı düzenlerken görünecek, yazı yayınlandıktan sonra okuyuculara görünmeyecektir.
2) Eski Metin Editörünü Kullananlar İçin Devamını
Oku
Draft kullanmayabilirsiniz, hatta yeni metin editörünü de kullanmıyor
olabilirsiniz. Fakat bu sizin devamını oku özelliğinden faydalanamayacağınızı
göstermez. Eğer eski düzenleyiciyi kullanıyorsanız yapmanız gereken şey, yazıyı
yazarken "HTML'yi Düzenle" kısmına girip, yazıyı neresinden bölmek istiyorsanız
orasına <!--more--> etiketini eklemeniz. Aşağıdaki
resimde görüldüğü gibi.3) Devamını Oku Linkini Ayarlardan Düzenlemek
Devamını oku linkini yazınıza eklediğinizde yazınızın altında Devamı» şeklinde bir bağlantı göreceksiniz. Bu bağlantıya istediğiniz metni nasıl yazarsınız? Şöyle: Blogger Ayarlarınızda Yerleşim > Sayfa Ögeleri yolunu izleyin. Daha sonra orada göreceğiniz Blog Kayıtları ögesinin altındaki Düzenle bağlantısına tıklayın. Açılan pencerede "Kayıt Sayfası Bağlantı Metni" kutusuna ne istiyorsanız onu yazın.
4) Sorunlu Şablonlar İçin
Eğer klasik şablonlardan birisini kullanmıyorsanız ve devamını oku bağlantısı otomatik olarak blogunuzda görünmüyorsa, şimdi anlatacağım şeyleri yapmanız gerekecektir.
Şablonunuzun ayarlarına girin, Yerleşim > HTML'yi Düzenle sayfasına girin.
"Widget Şablonlarını Genişlet" seçeneğini işaretleyin.
<data:post.body/> kodunu bulun ve hemen altına şu kodu yapıştırın:
<b:if cond='data:post.hasJumpLink'>
<div class='jump-link'>
<a expr:href='data:post.url + "#more"'><data:post.jumpText/></a>
</div>
</b:if>
Daha sonra şablonunuzu kaydetmeniz bu işlem için yeterlidir. Eğer anlatımı yeterli bulmadıysanız, kaynaklarda belirttiğim linklerden keyfinize göre birini seçerek bakabilirsiniz. MaFiAMaX tavsiyemdir.
Son Olarak Kaynaklar:
http://www.mafiamax.com/2009/09/blogger-devamini-oku-ozelligi-devrede.html
http://bloggerindraft.blogspot.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html
http://buzz.blogger.com/2009/09/you-might-as-well-jump.html (bir üsttekinin aynısı)
Blogger Draft'a girmeden de blogunuza yazı yazarken gelişmiş metin
editörünü kullanmak ister misiniz? Uzun zamandır eski metin editörünü
kullanıyorsanız artık bir değişiklik yapma zamanı gelmiş demektir. O sıkıcı
metin editöründen kurtulun ve yeni metin editörünün tadını çıkarın.Bu yazıda
sadece yeni metin editörüne nasıl geçeceğinizi anlatacağım. Bu editörün ne işe
yaradığını ileriki yazılarda farkedeceksiniz.
"Güncellenmiş Düzenleyici" ye Geçiş
Gelişmiş Düzenleyiciyi aktif etmek için Blogunuzun "Ayarlar" sayfasına girmeniz ve orda "Temel" ayarlara girmeniz gerekiyor. O sayfanın en altında "Yayın düzenleyicisi seçin" kısmında "Güncellenmiş düzenleyici" seçeneğini aktif hale getirip "Ayarları Kaydet" butonuna basarak bunu halledebilirsiniz. Aşağıya adım adım resimleri ekledim.
Ayarlar'dan Temel'e giriş.
Güncellenmiş düzenleyicinin seçilişi.
Ve bir de gelişmiş düzenleyicinin bir resmini ekleyeyim:
"Güncellenmiş Düzenleyici" ye Geçiş
Gelişmiş Düzenleyiciyi aktif etmek için Blogunuzun "Ayarlar" sayfasına girmeniz ve orda "Temel" ayarlara girmeniz gerekiyor. O sayfanın en altında "Yayın düzenleyicisi seçin" kısmında "Güncellenmiş düzenleyici" seçeneğini aktif hale getirip "Ayarları Kaydet" butonuna basarak bunu halledebilirsiniz. Aşağıya adım adım resimleri ekledim.
Ayarlar'dan Temel'e giriş.
Güncellenmiş düzenleyicinin seçilişi.
Ve bir de gelişmiş düzenleyicinin bir resmini ekleyeyim:
Koca gün ayakta durup akşam eve geldiğimde ayaklarımı sıcak suya koyduğumda
hissettiğim rahatlama gibi uykusuz
dergisini okuduğumda büründüğüm ruh hali. Sadece feci kahkahalar atmak için
değil, ağızda hoş bir tat bırakan yazıları ve karikatürleri okumak için
perşembe günlerini dört gözle bekliyorum. Hatta zaman zaman içimdeki meraklı
dedektife yenik düşüp yazar ve çizerlerin yaşamlarına dair bir ayrıntı, neye
benzediklerine dair bir görüntü, hatta aşık olup olmadıklarıyla ilgili küçük
ipuçları yakalamaya çalışıyor ve beni ilgilendirmeyen bu gereksiz bilgileri
öğrenmeye çalışma azmimle gurur duyuyorum.
Bu şevkle devam edersem yakında hayal dünyasında yaşamaya başlayacağımdan korkuyorum, hatta gece yarısı bir arkadaşımı arayıp "Fırat Budacı sensin di mi, bu haftaki yazısına güneş ışığında silüet gibi görünen bir fotoğrafını koymuş, tıpkı sen, hadi itiraf et, buldum işte, hı hı, evet" diye itiraf ettirmeye çalıştıktan sonra kanaat getirdim ki yazarların özel hayatlarıyla ilgilenmemeli ya da önce yazarın özel hayatını öğrenip sonra yazılarını okumalıyım. Aksi halde kafamdaki tilkilere engel olamıyorum.
Bu çabalarım sonucu yakaladığım birkaç nokta, artık yazarların kafamdaki silüetlerinin tamamıyla yanlış bir yola doğru gittiğinin farkına varmama sebep olmuş ve tıpkı kızları etkilemek için espri yapmayı ciddi bir iş olarak bellemiş djlerin izledikleri yolda ilerleyen yazarların sayısının hiç de azımsanmayacak ölçüde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna şov dünyası da dahildir ve Cem Yılmaz en kati örnektir. Yılmaz Erdoğan da öyle aslında ama o melankolikliği de kullanıyor ek olarak.
Bense kendi kendimi güldürebilen biri olarak aslında çok da ihtiyaç duymuyorum kuru esprilere. Ama Fırat'ın o şapşal suratına, ve ağlarken büktüğü dudağına, kazandığı 100 puana, izlediği ne biçim de bokuna benzeyen yeşilçam filmlerine ihtiyacım var, meğerse evi olan perde arkasına ihtiyacım var, hayaletli adamına ve aşağıda oturan mahalle çocuklarının kafasına tükürdüğü penceresine ihtiyacım var.
Beni duyuyor musun Uğur Gürsoy? İki haftadır çizilmeyen Fırat'dan bahsediyorum burada. Bloğumu platonik bir aşk mektubu kıvamındaki bu yazıma ayırdığım için utanmıyor ve sana sadece iki çift laf ederek okuyucularımın huzurundan çekilmek istiyorum. Fırat'sız bir dünya istemiyorum Uğur Gürsoy! Fırat'ı çiz. Kendini çiz. Bizi çiz. Buraları çiz.
Çizerim uleyn!
Bu şevkle devam edersem yakında hayal dünyasında yaşamaya başlayacağımdan korkuyorum, hatta gece yarısı bir arkadaşımı arayıp "Fırat Budacı sensin di mi, bu haftaki yazısına güneş ışığında silüet gibi görünen bir fotoğrafını koymuş, tıpkı sen, hadi itiraf et, buldum işte, hı hı, evet" diye itiraf ettirmeye çalıştıktan sonra kanaat getirdim ki yazarların özel hayatlarıyla ilgilenmemeli ya da önce yazarın özel hayatını öğrenip sonra yazılarını okumalıyım. Aksi halde kafamdaki tilkilere engel olamıyorum.
Bu çabalarım sonucu yakaladığım birkaç nokta, artık yazarların kafamdaki silüetlerinin tamamıyla yanlış bir yola doğru gittiğinin farkına varmama sebep olmuş ve tıpkı kızları etkilemek için espri yapmayı ciddi bir iş olarak bellemiş djlerin izledikleri yolda ilerleyen yazarların sayısının hiç de azımsanmayacak ölçüde olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna şov dünyası da dahildir ve Cem Yılmaz en kati örnektir. Yılmaz Erdoğan da öyle aslında ama o melankolikliği de kullanıyor ek olarak.
Bense kendi kendimi güldürebilen biri olarak aslında çok da ihtiyaç duymuyorum kuru esprilere. Ama Fırat'ın o şapşal suratına, ve ağlarken büktüğü dudağına, kazandığı 100 puana, izlediği ne biçim de bokuna benzeyen yeşilçam filmlerine ihtiyacım var, meğerse evi olan perde arkasına ihtiyacım var, hayaletli adamına ve aşağıda oturan mahalle çocuklarının kafasına tükürdüğü penceresine ihtiyacım var.
Beni duyuyor musun Uğur Gürsoy? İki haftadır çizilmeyen Fırat'dan bahsediyorum burada. Bloğumu platonik bir aşk mektubu kıvamındaki bu yazıma ayırdığım için utanmıyor ve sana sadece iki çift laf ederek okuyucularımın huzurundan çekilmek istiyorum. Fırat'sız bir dünya istemiyorum Uğur Gürsoy! Fırat'ı çiz. Kendini çiz. Bizi çiz. Buraları çiz.
Çizerim uleyn!
Things to bing (or google if you want to):
nginx, libevent, memcache, danga interactive, gearman, mogilefs, nosql, cassandra, hive, hadoop, scribe, thrift, maatkit (for mysql), mmm (for mysql)
MySQL useful settings:
query_cache_size = 0 # on master
query_cache_type = 0 # on master
thread_concurrency = 8 # total cores
max_connections = 750 # shouldn’t exceed that
innodb_buffer_pool_size = 10G # a little less than the total amount
And our typical sysctl additions; as I've promised - the configuration that lets us serve 1PB per month to 3 million unique visitors:
net.ipv4.tcp_syncookies = 1
net.ipv4.tcp_synack_retries = 2
## Emre edited
#
http://www.oracle-base.com/articles/11g/OracleDB11gR1InstallationOnFedora8.php
kernel.shmall = 2097152
kernel.shmmax = 2147483648
kernel.shmmni = 4096
# semaphores: semmsl,
semmns, semopm,
semmni
kernel.sem = 250 32000 100 128
net.ipv4.ip_local_port_range = 1024 65000
net.core.rmem_default=4194304
#net.core.rmem_max=4194304
net.core.wmem_default=262144
#net.core.wmem_max=262144
fs.file-max=5049800
vm.swappiness=10
## Emre edited
# from
http://forums.softlayer.com/showthread.php?t=3252
net.ipv4.tcp_rmem = 4096 87380 8388608
net.ipv4.tcp_wmem = 4096 87380 8388608
net.core.rmem_max = 8388608
net.core.wmem_max = 8388608
net.core.netdev_max_backlog = 5000
net.ipv4.tcp_window_scaling = 1
net.ipv4.ip_nonlocal_bind=1
#
http://rackerhacker.com/2007/08/24/apache-no-space-left-on-device-couldnt-create-accept-lock/
kernel.msgmni = 1024
kernel.sem = 250 256000 32 1024
net.ipv4.ip_conntrack_max = 524288
net.ipv4.netfilter.ip_conntrack_max = 524288
Cok guzel bir konferansti; duzenledigi icin Ozkan Altuner'e tesekkurler:
Yanimda kartvizitlerimi getirmedigim icin iletisim bilgilerimi paylasamadigim herkesi bana email atmaya emre [at] groups-inc.com ve/veya buraya uye olmaya davet ediyorum (sorulara verdiginiz cevap sadece ben tarafindan goruntulenecek).
Yanimda kartvizitlerimi getirmedigim icin iletisim bilgilerimi paylasamadigim herkesi bana email atmaya emre [at] groups-inc.com ve/veya buraya uye olmaya davet ediyorum (sorulara verdiginiz cevap sadece ben tarafindan goruntulenecek).
- Sayfa 1
- İleri
Beslemeler
En Aktif Üyeler
Paylaş




